Bir Zaman Makinesi Olarak; Şu An

Her zaman gerçekle algı arasında büyük farklar olmuştur. Bir bilgi ilk elden anlatıldığında bile karşınızdakinin algıladığı kadar gerçektir. Zaman algısı da böyledir. Zamanın gerçekte ne olduğunu kesin ifadelerle tartışmak yerine (çünkü kimse bilmiyor) algısını tartışmayı, algısına neşter vurmayı tercih ediyorum. Çünkü hep böyle olur, bir yasa geçer meclisten, yasanın gerçekte ne yasası olduğu ile halkın bu yasanın amacını algılaması arasında bir algı farkı vardır ve ne yazık ki çoğunlukçu toplum yapısında çoğunluğun algıladığı gerçek olur, gerçek olan değil. O nedenle değil midir zaten bir sürü doğru bildiğimiz yanlışlar olması.

Hayatı yorumlarken her birimiz önce zamanı tartarız. Standart insan hayatı üzerinden hayat görüşümüzü belirleriz belki de. Mesela insan ömrü ortalama 500 yıl olsaydı bu gün dünya aynı dünya mı olurdu ya da siz aynı insan mı olurdunuz?

Misal şu an 30 yaşındasınız. Ortalama insan ömrü 80 yıl diyelim. Kaza bela olmazsa geriye kalan yaklaşık 50 yıl üzerinden hayat görüşünüzü ve şu an yapmak istediklerinizi belirleyecek belki de bilmeden hayatınızı buna göre yaşayacaksınız. Çünkü emeklilik planları vs. hep zaman algısı üzerinden yapılır. Ama ortalama insan ömrü 500 yıl olsa tüm fikirleriniz değişecek, oysa her iki durumda da 30 yıl yaşamıştınız dünyada, gerçekte değişen bir şey yok ama algı değişiyor ve algı her şey demek.

Ne yazık ki her şey demek, oysa gelecek ve geçmişe göre değil şu ana göre yaşamak olsa insan sanal değerler üzerinden gerçek üstü planlar yaparak kısa ömrü boyunca stresli yaşamak zorunda kalmazdı. Çünkü geçmiş şu an bilgiden ibaret, gelecekse sanal. Gerçek olan şu anda ise sanal olan geçmiş ve geleceği düşünüyoruz,  o nedenle şu anı da “yaşayamıyoruz”.

Yukarıdaki 500 yıllık insan yaşamı örneğini bu sefer tersten alırsak, bu sefer de bir gün sonra öleceksiniz diyelim. Yani bir gün sonra trafik kazasında öleceksiniz ve bilmiyorsunuz, gece yatağa yattığınızda halen gelecek planları kuruyorsunuz. Çok ütopik bir örnek vermiyorum, tüm dünyada her gün binlercesi yaşanan bir örnek veriyorum çünkü her gün binlerce insan sadece trafik kazasında hayatını kaybediyor. Yani olmayan sanal bir şey hakkında kafa yoruyor ve belki de strese giriyorsunuz. Geçmiş için de gelecek için de bu böyle.

Peki çözüm nedir?

Şu anı yaşamak demek boş bir özlü söz gibi görünebilir çünkü hep süslü cümlelerle anlatıp içi boşaltılmıştır. Somut uygulama ise şudur; önce şu anı düşünmekle başlamak gerek. Önce dakikaları yaşamak gerek. 1 dakikayı yaşamak gerek. Bir dakika içerisindeki varlığınızı hissetmek gerek. Sonra saniyeleri kovalamak gerek. Çünkü anı yaşamak için zamanı yakalamak gerek. Zaman dinamiğin içerisindeki durağanlık, dinginliktir. Işık hızıyla giden bir uzay gemisinin içerisinde uyumak gibi. Saniyelerin peşinden koşup artık her saniyeyi yaşamak, her saniye içerisindeki varlığınızı hissetmek gerek. Bu noktadan sonra zaman kapsülüne binebilir, anın içerisinde yaşayabilirsiniz. Geçmiş yok, gelecek yok, sadece şu an var. Şu an ise canınız ne isterse onu yapabildiğiniz andır. Araftır. Bilirsiniz araf ya da spatyom boş bir alandır. Burada aklınızdan ne geçerse gerçek olur. Böyle bir ortamda kötü şeyler mi düşünmek isterdiniz yoksa güzel şeyler mi. Böyle bir ortamda toplum ön yargıları yoktur, gelecek kaygısı, geçmiş acıları yoktur. Şu an ne düşünürseniz o vardır.

9 comments

  1. Ne yazık ki modern dünya insanı bu kaygıların orta yerine çaresizce bırakıyor. Belki geçmişi düşünmeyi boş verebiliyorsun ama gelecek için kaygılanmamak çok zor; hele sürekli gelecekte güzel olacağını düşündüğün şeyler için çabalıyorsan. Yine de katılıyorum: Ne kadar zor olsa da, en azından zaman zaman insanın herşeyi unutup o ana odaklanması, kalp atışını hissetmesi, nefesini duyması algı açısından çok şeyi etkileyecektir.

    Beğen

    • Hem de çok şeyi… Kişisel olarak hep madde üstü bir deneyim yaşamak istemiş ama yaşayamamışımdır. Bunu sadece şu anı hissederek, aynı sizin dediğiniz gibi kalp atışlarımı algılayarak yaşadım. İnsanın insan olduğunu hatırlaması açısından da, benliğiyle kontakt kurması açısından da önemli bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Dediğiniz gibi geçmiş ve gelecek arasında ister istemez sıkışıp kalıyoruz ama insan olduğumuzu unuttuğumuz için, şu anın sihrini unuttuğumuz için belki de dünyadaki büyük buhranlar.

      Beğen

    • Şahsi görüşüm evet… Şimdiki an derken tam olarak andan bahsediyoruz. Bu öyle bir nokta ki boyutsuz, saniyenin milyarda biri filan değil, sonsuzda biri bir andan bahsediyoruz. Bunu layığıyla tam anlamıyla deneyimlememiz elbette zor ama bazen çok mutlu coşkulu ya da farklı duygyları çok yoğun bir şekilde yaşadığımız küçük anlarda bunu hissedebiliriz. Genel olarak anda kalmak, hayatı anda kalarak yaşamak ise bir nebze de olsa bu “zamansızlık” hissiyatını yaşatabilir…

      Beğen

  2. evet bizim dünyamızda anlık yaşanıyor belki dediğiniz gibi. Eylemlerimize ne oluyor peki, nereye gidiyor, onları zaman kavramına oturtmadan nasıl ölçeklendirebiliriz.

    Liked by 1 kişi

  3. Güzel soru :) Zaman yoktur demiyoruz, aksine eylemler zaman algısını yaratır. Ama eylemler büyük oranda geçmiş ve geleceği algıladığımız yerde yani zihinde hafızada yer alır. Şu an ise hafızada yer almaz. Zihinsel bir şey değildir şu an… Eylemlerimiz hafızaya gidiyor, hayallerimiz de hafızaya gidiyor. Yani geçmiş ve gelecek hafızada. Peki şu anı hatırlayabilir misiniz?

    Beğen

  4. Eğer şimdiki zaman hafızada yer almıyorsa hatırlanamaz sonucu çıkar çünkü Hatıralar, anılar hafızaya kaydedilir lakin, zaman sanki durmuştu diye tabir ettiğimiz anlar en iyi hatırlananlardır. Birde şunu eklemek isterim, insan beyninin anıları kaydeden herhangi bir Bölümü’nün olmadığı bilimsel bir gerçek olarak kabul gördü bilim dünyasında. Bu tartışılabilir tabi. Benim naçizane fikrim ise, asıl benlik olgusu ile ilişkilendirerek cevap bulabileceğimizdir şimdiki anla ilgili sorulara

    Beğen

    • Doğrudur, beyinsel aktivite bazında hafıza kayıtlarına ulaşılamıyorç O nedenle psikoloji bilimi ancak hipnozla buna ulaşabiliyor. Tıp bilimi geçici hafızaya ulaşabiliyor ki yaklaşık son 24 saatlik hatıralarımızın depolandığı birim beyinsel aktivite gösteren bir bölgede. Ama bu geçici hatıralar kalıcı anılara dönüştüğünde beyinde nerede depolanıyor tam olarak bilinemiyor. Hafıza eterik bir oluşum yani akaşik kayıtlar denen enerjinin farklı bir formunda kaydedilen bilgilerden oluşuyor. İnsan zihni bu bölgeye bazı özel kurallar dahilinde girebiliyor ve vurgu yaptığınız gibi bu bölgeye yani eterik hafızaya ancak yüksek benlik girebiliyor. O nedenle zaten yüksek benlikle ilgili çalışmalarda nefes egzersizleri ile anda kalma çalışmaları yapılır…

      Beğen

  5. Beyin sadece bedeni kontrol edebilen düşünceleri bedenimizin eyleme dönüştürmesine yardım eden bir organdır.
    “Daha yeni yazılan bir tıbbi makalede ölen bir hastanın yaklaşık 15-20 dakika süren yeniden hayata döndürme çabalarından sonra hayata döndüğünde tüm olanı biteni tamamen ayrıntılarıyla birlikte anlatması sonucunda doktorlar şaşkınlık içinde ruhun şuurlu bir enerji olduğunu tespit ediyorlar.
    Çünki beden tamamen ölüyken tüm organlar çalışmadığı tespit edilmiş ken gerçekleşen bu olayın başka bir açıklaması olamadığını kabul etmişlerdir.”
    Sonuç; Hafıza adına ruh dediğimiz şuurlu enerjide bulunuyor.

    Liked by 1 kişi

Burası senin için, lütfen soru ve düşüncelerini yaz :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s