Nergis

Echo-and-Narcissus-1903-xx-John-William-Waterhouse
Narcissus & Yansıması

Yünan mitolojisi insanı insana anlatan hikayelerde doludur. Büyük filozofları bağrından çıkartan bu medeniyet anlatmak istediklerini büyük kitlelere hikayelerle aktarmıştır. Bu sayede bu mitolojik hikayeler bu gün bile kimsenin kelimelere dökemeyeceğin şeyleri ustalıkla ve anlaşılır bir şekilde anlatır tabi görmesini bilene. Çünkü Zeus’un gerçekten tapılan bir tanrı olduğuna inanan biri için tüm bunlar putperestlik zırvası olarak gelecektir. İnsanlar bir yeri işaret ettiğinde işaret ettiği o yere değil de parmağın ucuna bakanlar için bu böyledir gelin işaret edilen yere birlikte bakalım…

Nergis çiçeği ismini mitolojik kahraman Narcissus’tan almıştır. Ya da Narsis. Narsizm (kendini bepenmişlik) kelimesi de aynı etimolojik kökenden gelir. Narsis’in öyküsü kısaca şöyle anlatılır:

Narsis, ırmak ilahı Kephissos ile arındırıcı suların bekçi perisi Liriope’nin oğlu olarak doğar. Bir kahin; ebeveynlerine Narsis’in dünyada, kendi yüzünü görmediği sürece yaşayacağını bildirir. Narsis bir gün bir su birikintisine dökülen bir kaynağın yanına gelir ve su birikintisine doğru eğilerek oradaki sudan içmeye başlar. Doğal olarak, bu sırada, birikintide yansıyan yüzünü görür. Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur. Bu seyirden kendisini bir türlü alamayan Narsis gitgide hissizleşir, dünya yaşamına gözlerini yumar ve bulunduğu yere kök salarak açılmış bir çiçeğe dönüşür. Bu çiçek, güneş gibi, sarı göbekli, beyaz yapraklı, çevresine güzel kokular yayan bir çiçektir. Ölümünden sonra styx nehrinin sularına katılır.

Nergis Çiçeği

Hikayden anladığımız tema evet ilk başta narsizm yani kendini beğenmişlik gibi görülüyor. Kahinin kehaneti doğru çıkıyor Narsis kendini görüyor ve ölüyor. Ama elimizde doğru anahtarlar olmadığı için bundan bu anlamı çıkarıyoruz. Doğru anahtarları kullanarak bu hikayenin demeye çalıştığı şey şudur:

Narsis’in suda kendisini görmesi ve kendisine âşık olması, arayışta olanın önceden dışarıda aradığı en büyük sırrın, bilgelik anahtarının kendi içinde olduğunu farketmesini, içindeki “ruhsal tesir” kanalını keşfetmesini simgeler.

Narsis’in gitgide hissizleşmesi ve dünya yaşamına gözlerini kapamasında, dünyasal isteklerden tümüyle uzaklaşması, başka insanların önem verdiği dünyasal, maddi değerlerin kendisi için artık hiçbir şey ifade etmemesi simgelenir. Yine de Narsis’in dünyayla ilgisi aslında çiçeğin sembolizminde yatmaktadır. Nergis çiçeği her zaman 6 tane taç yaprağa sahiptir ve 6 sayısı dünyaya, maddeye bedenlenen ruhu, maddeyle madde üstünün birleşimini simgeler.

Çiçek ve çiçeğin açılması varlığın “ruhsal tesir”i kendi başına (eğiticisi olmadan) çekip aktarabilecek duruma gelmesini simgeler. (Çiçek tüm doktrinlerde aynı anlamda kullanılmıştır; nergisin yerini kimi öğretilerde gül, kimilerinde lotus çiçeği (nilüfer) almıştır.) Aldığını çevresine yayması, rengi ve biçimi küçük bir güneşi andıran nergis çiçeğiyle ifade edilmiştir. Çünkü ortası sarı ve çiçekleri beyazdır aynı güneşin ışık yayması gibi. Burada İsa ve gül haç metaforuna dikkat çekerim. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra toprağa düşen kanının olduğu yerde çiçek açması inancı da aynı sembolizmle ilgilidir. İsa güneşi temsil eder zaten arkasındaki güneş halesi sembolüyle ve o da aynı nergis gibi aydınlatıcı bir çiçek açmıştır ölerek.

Aldığı ruhsal tesir, burada, tesirin tüm tradisyonlarda en çok kullanılan sembolü olan, içtiği su ile simgelenmiştir.  Ölen çiçeğin ırmağa katılmasında ise, ruhsal, öz benliksel tesirin kaynağı ile özdeş olma, bu zincirinin bir halkası olma simgelenir. Zaten su sembolü bütünlüğü simgeler. Nilüfer çiçeği de su üzerinde açan bir çiçektir.

Nilüfer Çiçeği

Kısaca aslında bu kendini beğenmek olarak tezahür bulan şey aslında o aradığımız şeyi bulduğumuzda duyduğumuz sevinci ifade eder. Tanrıya inanan imanlı biri tanrıyı çok sever, peki yaratıcı gücü, bütünlüğü, bir olmayı, sevgiyi ve özgürlüğü içinde bulan biri kimi sever? İçindeki bu yüksek benliği, dünyaya gelen ve tekrar gidecek olanı, bütünün bir parçasını sever. O nedenle kendini sevmekle başlar her şey. Çünkü kendini sevmeyen başkalarını sevemez. Çünkü başkası diye bir şey yoktur özde, başkaları ilüzyondur hepimiz biriz ama çoğu bunu farketmez ve ayrılığı yaşar. Eğer o suya yani bir başkasına baktığınızda orada kendinizi görürseniz bir gün demek istediğimi anlayacaksınız.

Aramaya ve inanmaya devam edin…

Reklamlar

2 comments

  1. Özellikle sonuç cümlesi çok etkiledi,başkasında kendini görme ile ilgili.Bu mitolojinin bu şekilde yorumunu ilk kez duydum.Muhteşem

    Beğen

Burası sizin için, lütfen düşüncenizi yazınız :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s